Ticaret Bakanı Ömer Bolat, tekstil ve giyim sektörüne çok önem verdiklerini belirterek, “Bu yıl tekstilde çıkış başladı yukarı doğru, ihracatta artış var.” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) tarafından düzenlenen İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı’nın (İstanbul Fashion Connection-IFCO) açılışında yaptığı konuşmada, fuarla iç içe bir açılış programı gerçekleştirdiklerini belirtti.
IFCO’nun 5 yaşında olduğunu ve IFCO Fuarı’nın 10’uncusunun gerçekleştirildiğini ifade eden Bolat, görevde olduğu süre boyunca bir tanesini kaçırdığını söyledi.
Bakan Bolat, IFCO ve Texhibition fuarlarının Avrupa’nın en büyük fuarları haline geldiğini aktararak, “Türkiye Avrupa’nın fuar merkezi haline geldi, İstanbul fuarların başkenti haline geldi. İstanbul moda merkezi haline geldi.” diye konuştu.

Türkiye’de sanayi anlamında tekstil ve giyimin sanayiciliğin öğrenildiği ilk sektör olarak 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğuna işaret eden Bolat, “Türkiye’nin ihracatı öğrendiği sektör de tekstil-giyimdir. 1970’li yıllarda iplik, kumaşla başlayıp 1980’lerden sonra konfeksiyon, hazır giyimle devam eden bir trend, süreç yaşandı. İhracatı öğrenince diğer sektörlerimiz de ‘Biz niye yapmıyoruz?’ dedi, onlar da ihracata yöneldiler.” ifadelerini kullandı.
“Tekstil ve giyim sektörüne çok önem veriyoruz”
Bakan Ömer Bolat, ihracat olduğunda dövizin geldiğini, istihdamın olduğunu, yatırımların ve devletin vergi gelirlerinin arttığını belirterek, dış ticarette sıkıntılı süreçlerin, dalgalanmaların, oynaklıkların olmadığını, para ve döviz piyasalarında istikrarlı süreçlerin yaşandığını aktardı.
İstişare etmenin ve değerlendirme almanın doğru reçeteler, politikalar uygulamada her zaman kendilerine kılavuzluk ettiğini ifade eden Bolat, “Memleketimizin birçok yerlerine gidiyoruz, gümrüklere gidiyoruz. Varsa önemli sıkıntılar, konular yerinde görmek ve yaptığımız hizmetlerin açılışlarını gerçekleştirmek için yapıyoruz.” dedi.

Bolat, tekstil ve giyim sektörüne çok önem verdiklerini aktararak, “Bu yıl tekstilde çıkış başladı yukarı doğru, ihracatta artış var. Konfeksiyon ilk 7 ayda neredeyse geçen seneki rakama paralel ama yılın ikinci yarısında onun da artıya geçeceğine yürekten inanıyoruz. Türkiye’nin sanayideki başarısı, kalitesi, teknolojik üstünlüğü, hızlı teslimat, tasarım, moda, marka değerleri ihracatına büyük katkılar yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Hazır giyim sektöründe Irak, Ürdün, Bulgaristan, Rusya’ya yüzde 20’lerin üzerinde artışlar oldu”
Bakan Bolat, Türkiye’nin dünyada tekstil ve giyimde 7’nci tedarikçi, Avrupa ülkeleri arasında da 3’üncü tedarikçi konumunda olduğunu ifade ederek, bütün segmentlerde başarılı olmak istediklerini kaydetti.
Geçen yıl 31 milyar dolarlık tekstil, giyim, ev tekstili ihracatının olduğunu anımsatan Bolat, “Dünya ihracatından da yüzde 3,6’lık bir pay almıştı. Bu yıl 7 ayda 17,5 milyar doları aştık ve yılın geri kalan bölümünde hızlanma gerçekleşecek.” ifadelerini kullandı.

Bolat, hazır giyim sektöründe Irak, Ürdün, Bulgaristan, Rusya’ya yüzde 20’lerin üzerinde (ihracat) artışların olduğunu belirterek, “Bizim en büyük pazarımız Avrupa Birliği ülkeleri hazır giyim sektöründe. Almanya, Hollanda, İspanya, İngiltere ve ABD ilk sıralarda yer alıyor.” şeklinde konuştu.
IFCO’ya “Prestijli Fuar” statüsü verdiklerini hatırlatan Bolat, “Böylece katılım desteği yüzde 70’e yükselmiş oldu. Texhibition için de aynı şeyi yaptık ve yurt dışı katılımlar noktasında da prestijli fuarlara ve diğer uluslararası katılımlara desteklerimiz Bakanlık olarak devam ediyor.”
“Makro göstergelerin hepsinde olumlu sonuçlar, olumlu trendler devam ediyor”
Ömer Bolat, Avrupa Birliği’nin ekonomik büyüme oranının 1 puan arttığında, Türkiye’nin ihracatında yüzde 2,5 artış olduğunu dile getirerek, dileklerinin Avrupa Birliği ekonomilerinin bir an önce canlanması olduğunu vurguladı.
Gayelerinin Türkiye’de yatırımların durmaması, üretimin devam etmesi, ihracatın sürmesi, gençlere, vatandaşlara istihdam imkanlarının artarak devam etmesi olduğunu belirten Bolat, “Makro göstergelerin hepsinde olumlu sonuçlar, olumlu trendler devam ediyor.” diye konuştu.

Bolat, yüksek enflasyonun Kovid-19 ile başlayan sürecin maalesef bir sonucu olduğunu anımsatarak, şunları aktardı:
“Bütün dünyayı kasıp kavurdu, bizim açımızdan da aynı sonuç vardı. Bu, tüketiciler açısından satın alma gücünün düşmesi anlamına geliyordu. Üreticiler açısından da sanayiciler açısından da maliyetlerin artışı anlamına geliyordu, rekabet gücünün azalması anlamına geliyordu. Tabii ki enflasyonla mücadelede taleple alakalı baskılayıcı politikalar iç piyasada kimi sektörler açısından sıkıntılı süreçler yaşattı. Her zaman sizleri dinleyerek istihdam desteği verdik ve ihracatçılar açısından reeskont kredi desteğiyle yarı yarıya bir finans maliyet indirimi sağladık.”
1 Ekim’de Merkez Bankası’nın çok önemli bir değişim modelini uygulamaya alacağını ifade eden Bolat, “Özellikle emek-yoğun sektörler ve üretimdeki katma değerli ve üretime, istihdama destek veren sektörler öncelenerek yeni model 1 Ekim’de başlıyor.” şeklinde konuştu.
Konuşmasının ardından Bakan Bolat’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve iş dünyasının temsilcilerinin katılımıyla fuarın açılış kurdelesi kesimi gerçekleştirildi.
İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı, 10. kez kapılarını açtı
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından 10’uncusu düzenlenen İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı’nın açılışında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe de, üretim ve ihracatın Türkiye’nin vazgeçemeyeceği iki önemli unsur olduğunu belirterek, İstanbul’u fuar, moda ve alışveriş merkezi haline getirmek için var güçleriyle çalıştıklarını söyledi.
Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu ve 278 milyar dolara yaklaşan bir ihracatın olduğunu ifade eden Gültepe, “Bu ihracat bize yetmez, Türkiye’ye yetmez. Tek rakamlı artışlar bizlere yetmez.” diye konuştu.
Gültepe, eylülde yeni Orta Vadeli Program’ın açıklanacağına işaret ederek, “Her platformda söylüyoruz, sanayiye biraz daha farklı desteklerin gelmesi lazım. Son dönemlerde Türkiye’nin büyümesine ihracatçı olarak çok katkı veremedik. Bu da bizi üzüyor.” dedi.
Büyümenin en az yarısı ihracattan ve üretimden gelmesi gerektiğinin altını çizen Gültepe, “Üreten ülkeler geleceğini refah altına alan ve çok daha sağlam temeller kuran ülkelerdir. O yüzden Türkiye’yi üretimden büyütmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu
Gültepe, yeni dönemde sorunların, sıkıntıların ve problemlerin masanın daha üzerine konularak daha iyi çözümler geleceğine inandığını aktararak, “Fuarların sadece buradaki alıcılara faydası yok. Bu bir ekosistem. Dünyayı buraya getirmeye çalışıyoruz. Daha fazla büyütmeliyiz, ülkeyi büyütmeliyiz, güçlü olmalıyız.” diye konuştu.
“Dengeleyici bir yaklaşım beklentisi içindeyiz”
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de enflasyonla döviz kuru arasındaki makasın ihracatçının çok uzun süredir gündeme getirdiği konu olduğunu vurgulayarak, bunun kendilerini gerçekten zorlamaya devam ettiğini ifade etti.
Söz konusu durumun ihracatçıların üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ve yurt içindeki ticareti de aşağı doğru çektiğini kaydeden Avdagiç, “Yabancıların alışverişi azalıyor. Yabancı kredi kartları ile Türkiye’de yapılan alışverişte azalma, Türk kredi kartları ile de yurt dışında yapılan alışverişlerde artma görülüyor.” şeklinde konuştu.
Avdagiç, döviz kurunun turizmi de ciddi bir şekilde vurduğuna dikkati çekerek, “Şu anda en çok karşılaştığımız konulardan bir tanesi de ‘Türkiye pahalı’ algısı. Bu çok tehlikeli bir söylem. ‘Türkiye pahalı’ algısı belirli bir kitleye yerleşirse, orta ve uzun vadede mal ihracatının yanında, alışverişin yanında turizmi de vuracaktır.” dedi.
Sürdürülebilirlik konusundaki imkanların çok kısıtlı hale geldiğine işaret eden Avdagiç, Türkiye’nin ihracatının artmaya devam etmesi için, ithalatın da kontrol altında olması için dengeleyici bir yaklaşım beklentisi içinde olduklarını kaydetti.
“Türkiye sanayi ihracatı bu OVP’de çok daha farklı bir bakış açısı istiyor”
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da IFCO’nun, katılmaya özen gösterdiği ve içinde bulunmaktan da keyif aldığı bir ortam olduğunu belirtti.
Orta Vadeli Program’ın açıklanmasına günler kaldığını ifade eden Bahçıvan, “Bu programın arifesinde net olarak şunu görmeliyiz ki Türkiye sanayisi, Türkiye sanayi ihracatı bu programda çok daha farklı bir bakış açısı istiyor. Gözüküyor ki enflasyon uğruna biz Türkiye sanayisini feda edemeyiz. Enflasyon uğruna Türk sanayisi ile ilgili değerlendirmelerimizi artık yeniden yapma noktasına gelmiş durumdayız.” dedi.
Bahçıvan, enflasyona dönük yapılması gerekenin fazlasını yapmış durumda olduklarını kaydederek, “Sanayimiz kendisinden kaynaklanmayan, bilakis kendisinin fazlasıyla fedakarlık yaparak, kendisinin fazlasıyla katkı yaparak çözmüş olduğu enflasyonun bedelini ödeyen sektördür.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye sanayisinin zorlukları farklı dönemlerde aştığını anımsatan Bahçıvan, “Bizim gerçeklerle yüzleşmemiz lazım. Bizim gerçeklerin farkında olmamız lazım. Kamu, hükümetimiz ve bizler bu konuda uyum içerisinde olduğumuz müddetçe ben bu zorlu dönemin de aşılacağına, ülkemizin geçmişten gelen birikiminin gelecek yıllara da daha farklı bir imkan çerçevesinde, daha motivasyonla götürebileceğine yürekten inanıyorum.” diye konuştu.
“Hedefimiz, İstanbul’u küresel moda merkezi yapmak”
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan da IFCO’yu 10’uncu kez sektörle buluşturmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, IFCO’nun moda endüstrisi için bir fuardan çok daha büyük anlamlar taşıdığını ifade etti.
Hedeflerinin İstanbul’u küresel moda merkezi yapmak olduğuna işaret eden Paşahan, “IFCO, bu sürecin kilometre taşlarından biri. IFCO’yu Türk moda endüstrisini dünyaya anlatan, tasarımı üretimle, markaları alıcılarla, vizyonu ticaretle buluşturan uluslararası bir platforma dönüştürdük.” diye konuştu.
Paşahan, küresel alım gruplarını ve onlarca ülkeden binlerce ziyaretçiyi ağırladıklarını aktararak, “Türk hazır giyim sektörü yalnızca fabrikalardan ibaret değil. Bu sektör katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile Türkiye ekonomisi için stratejik önem taşıyor.” dedi.


