ABD’de Kongre ara seçimlerinde ekonomi seçmenin gündeminde öne çıkıyor

0
48

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri, yüksek enflasyon ve enerji fiyatlarının yanı sıra konut maliyetleri, istihdam artışındaki ivme kaybı ve korumacı ticaret politikalarının ekonomik etkilerinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Seçimler öncesinde yayımlanan kamuoyu yoklamaları, artan yaşam maliyetlerinin Amerikalı seçmenlerin gündeminde öne çıktığını gösteriyor.

Pew Research Center’ın 8 Ekim’de yayımladığı araştırmaya göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 84’ü ekonomiyi ara seçimlerdeki oy tercihleri açısından “çok önemli” görüyor. Ekonomi, Cumhuriyetçi adayları destekleyen seçmenlerin yüzde 82’si ve Demokrat adayları destekleyenlerin yüzde 88’i için de en önemli konu olarak öne çıkıyor.

Kongre’deki güç dengelerini belirleyecek seçimlere sayılı günler kala açıklanan makroekonomik veriler, artan akaryakıt maliyetlerinin de etkisiyle enflasyonun hızlandığına, konut kredisi faizlerinin yüksek seyrettiğine ve tüketici güveninin zayıfladığına işaret ediyor.

Artan enerji maliyetleri tüketicinin bütçesini zorluyor

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla Orta Doğu’da artan gerilim, petrol fiyatlarını yüksek tutuyor.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, 29 Ekim itibarıyla ABD genelinde benzinin ortalama galon fiyatı 4,23 dolar seviyesinde bulunuyor. Geçen yılın aynı döneminde 3,04 dolar olan benzinin galon fiyatının yıllık bazda yüzde 39’un üzerinde arttığı dikkati çekiyor.

Taşımacılık, lojistik ve tarım sektörlerinin temel girdilerinden dizelde de fiyatların tarihi zirvelere yakın seyretmesi maliyet baskısını artırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin aldığı bazı önlemlere rağmen dizel fiyatı, 22 Eylül’de galon başına 6,53 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini görmesinin ardından zirveye yakın seyrini sürdürüyor.

Ülke genelinde dizelin ortalama galon fiyatı 29 Ekim itibarıyla 6,33 dolar düzeyinde seyrediyor. Dizel fiyatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 72 artması, tarladan fabrikaya ve depolardan market raflarına uzanan tedarik zincirinde maliyetleri artırarak nihai tüketici fiyatları üzerinde de baskı oluşturuyor.

Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezinin (CREA) 169 ülkeyi kapsayan analizi de Orta Doğu’daki gerilimin ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol şokunun dünyadaki en ağır faturasının ABD’ye çıktığına işaret ediyor.

Analize göre, çatışmaların küresel akaryakıt faturasına eklediği toplam 468 milyar dolarlık maliyetin 160 milyar dolarını, yani yaklaşık üçte birini tek başına ABD üstleniyor.

Enflasyon hedefin üzerinde seyretmeye devam ediyor

Enerji giderleri Amerikalıların bütçesini zorlarken, enflasyon ABD Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalmayı sürdürüyor.

Fed Başkanı Kevin Warsh, 27-28 Ekim’de düzenlenen para politikası toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ABD’lilerin yaklaşık 6 yıldır Fed’in hedefinin üzerinde seyreden enflasyonla karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.

ABD Çalışma Bakanlığının verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) eylülde aylık bazda yüzde 0,6, yıllık bazda ise yüzde 3,7 arttı. Böylece aylık enflasyon son 5 ayın, yıllık enflasyon ise son 4 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Benzin fiyatlarına ilişkin endeks eylülde aylık bazda yüzde 9,1 yükselerek TÜFE’deki aylık artışın yarısından fazlasına katkıda bulundu.

Gıda ve enerji fiyatları hariç tutularak hesaplanan çekirdek TÜFE de eylülde aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 2,6 arttı.

Fiyat baskıları üretim cephesinde de hız kesmedi. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) eylülde aylık bazda yüzde 1,3, yıllık bazda yüzde 6,3 yükseldi. Üretici enflasyonu aylık bazda Mart 2022’den, yıllık bazda ise Aralık 2022’den bu yana en yüksek seviyelerine çıktı.

İstihdam artışı hız kesti

Enflasyonist baskıların yanı sıra iş gücü piyasasında da istikrarlı seyrine rağmen ivme kaybı dikkati çekiyor.

ABD’de tarım dışı istihdam eylülde 29 bin kişi artarak beklentilerin oldukça altında kaldı. Ayrıca temmuz ve ağustos aylarına ilişkin istihdam değişimi 60 bin kişi aşağı yönlü revize edildi.

Ülkede işsizlik oranı eylülde 0,1 puan artarak yüzde 4,2’ye yükselirken, işsiz sayısı 7 milyon 109 bine ulaştı. İstihdamdaki ivme kaybına rağmen işsizlik oranı tarihsel olarak düşük seviyelere yakın kalmaya devam etti.

ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı ise 24 Ekim’de sona eren haftada 194 bine gerileyerek temmuz ortasından bu yana en düşük seviyesini kaydetti.

Ekonomi dirençli kalmaya devam ediyor

İstihdam artışındaki ivme kaybı ve yüksek faiz ortamına karşın ABD ekonomisi gücünü koruyor.

ABD Ticaret Bakanlığının açıkladığı son veriler, ülkede ekonomik büyümenin yılın üçüncü çeyreğinde hızlandığını gösteriyor.

Buna göre, ABD Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) üçüncü çeyrekte yıllıklandırılmış olarak yüzde 3,4 ile piyasa beklentilerinin üzerinde arttı.

Ülkede güçlü seyreden özel tüketim harcamaları ile özellikle teknoloji sektöründeki sabit sermaye yatırımları, ekonomideki dirençli performansı destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Tüketici güveni zayıflarken enflasyon beklentileri yükseldi

ABD’de açıklanan veriler, artan yaşam maliyetlerinin Amerikalı tüketicilerin mevcut ekonomik koşullara ve geleceğe yönelik güvenini zayıflattığını da gösteriyor.

Michigan Üniversitesinin ölçtüğü tüketici güven endeksi, ekimde 48’e gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesine indi.

Satın alma gücü, tüketicilerin ekonomiye bakışını belirleyen temel unsur olurken tüketici güveni bir yıl öncesine göre yüzde 10, İran’la yaşanan gerilim öncesindeki şubat ayına kıyasla ise yüzde 15 geriledi.

Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi ekimde yüzde 4,6’dan yüzde 4,7’ye, uzun vadeli enflasyon beklentisi ise yüzde 3,4’ten yüzde 3,5’e yükseldi.

İnatçı enflasyon karşısında Fed 3 yıl aradan sonra ilk kez faiz artırdı

Politika faizini geçen yıl eylül, ekim ve aralık aylarında toplam 75 baz puan indiren ve bu yılın ilk beş toplantısında sabit tutan Fed, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmeye devam etmesi üzerine yeniden harekete geçti.

Banka, eylül ayında 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına giderek politika faizini beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırdı.

Fed, son toplantısında politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit tutarken para piyasalarındaki fiyatlamalar, bankanın yıl sonuna kadar bir faiz artırımına daha gidebileceğine işaret ediyor.

Mortgage faizleri yüksek, konut piyasası zayıf

Enflasyonist baskılar ve daha sıkı para politikası beklentileri, tahvil piyasalarını satış baskısı altında tutuyor. Ekim ayı başında son 24 yılın zirvelerini gören ABD’nin 10 ve 30 yıllık tahvil faizleri bir miktar gerilese de yüksek seviyelerini koruyor.

Uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş mortgage faizlerine de yansırken artan finansman maliyetleriyle konut piyasası baskı altında kalıyor.

Mortgage Bankalar Birliği (MBA) verilerine göre, ülkede 30 yıl vadeli mortgage faizi 9 Ekim’de sona eren haftada yüzde 7,5’e çıkarak Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Güncel verilere göre ise ABD’de mortgage faizleri 23 Ekim’de sona eren haftada yüzde 7,37 olarak kaydedildi.

Ulusal Emlakçılar Birliği (NAR) verilerine göre, sözleşme imzalamalarına dayalı konut satışlarının ileriye dönük göstergesi olan bekleyen konut satışları endeksi, eylülde aylık bazda yüzde 7,3, yıllık bazda da yüzde 11,3 geriledi.

NAR Baş Ekonomisti Lawrence Yun, yükselen mortgage faizleri dolayısıyla piyasa koşullarının zayıfladığını belirtti.

Bütçe açığı 2 trilyon dolara dayandı

ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, federal hükümetin bütçe açığı 30 Eylül’de sona eren 2026 mali yılında yüzde 12 artışla 1,99 trilyon dolara ulaştı ve salgın dönemi olan 2021 mali yılından sonraki son 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Ülkenin toplam kamu borcunun 40,4 trilyon dolara yükselmesi borçlanma maliyetlerini artırırken federal hükümetin net faiz giderleri 2026 mali yılında 1,05 trilyon dolara fırladı.

Böylece faiz giderleri, bütçede Sosyal Güvenlik ve Medicare’in ardından en büyük üçüncü harcama kalemi haline gelerek hem ulusal savunma harcamalarını (965,2 milyar dolar) hem de genel sağlık harcamalarını (1,03 trilyon dolar) geride bıraktı.

Gümrük vergileri ve dış ticaret politikası sorgulanıyor

Ekonomideki maliyet baskısının bir diğer önemli boyutunu ise dış ticaret alanındaki korumacı politikalar oluşturuyor.

Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) kapsamında uygulamaya konulan ilk tarife paketlerinin ABD Yüksek Mahkemesince hukuka aykırı bulunarak hükümeti şirketlere 165 milyar dolarlık vergi iadesi yapmaya zorlamasının ardından ABD yönetimi, 1974 Ticaret Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında Avrupa Birliği ve onlarca ülkeye yüzde 10 veya yüzde 12,5 oranında gümrük vergisi getirdi.

ABD yönetimi korumacı ticaret politikalarıyla küresel ticareti yeniden dengelemeyi ve sanayide yerli üretimi canlandırmayı amaçladığını belirtse de ürün etiketlerine yansıyan gümrük vergileri tepki çekiyor.

Fox News tarafından ekim ortasında yapılan ankete göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 69’u Trump’ın gümrük vergisi politikalarını onaylamıyor.

Eylül ayında yapılan Ipsos anketinde ise katılımcıların yüzde 81’i bu tarifelerin doğrudan fiyat artışlarına yol açtığına inandığını ifade ediyor.

Ekonomik baskı seçmen tercihini etkiliyor

Ekonomik tablodaki bu göstergeler sandık projeksiyonlarına da yansıyor. The New York Times ve Siena Üniversitesi tarafından yayımlanan son ankete göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 64’ü Trump’ın ekonomiyi ele alış biçimini tasvip etmiyor.

Ankete göre, halkın dörtte üçü ekonominin durumunu “orta” veya “kötü” olarak nitelendiriyor. Seçmenlerin çoğu, yaşanan bu kötüleşmeden Trump’ı sorumlu tutuyor.

Seçmenlerin yüzde 69’u Trump’ın hayat pahalılığı konusundaki tutumunu, yüzde 65’i İran’daki savaşa yaklaşımını onaylamıyor. Benzin fiyatları konusunda da halkın yüzde 73’ü Trump’ın izlediği politikayı tasvip etmiyor.

Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik eyalet yarışlarının başa baş geçmesi, sandık sonucunda ekonomik baskının belirleyici olacağını ortaya koyuyor.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here